Tag Archives: Sema Kaygusuz

Hikâyedeki domuz

barbarinkahkahasiMelih’in denize atlamasından yarım saat öncesine dönelim. İskeledeki hareketlenmenin göze batmadığı anlara… Mekândan mekâna geçerken koku ve kostüm değiştiren tatilcilerin dışında kalan bu iki erkek, iskeleyi kendi yerleri belleyerek özerk bir ada haline getirmişti. Orada kalmışlardı. Durmaktan çok kalakalmışlardı. Akşam ışığıyla anbean kararan siluetleri, ancak moteldeki devinimin içinde betimleniyor, betimlenemeyen artıklar motelde olan her şeyin, bardan gelen müziğin, lokantadaki kıpırdamanın, bekledikçe şekerlenen karpuzların niteliğine ekleniyordu. Apaçık görünenle, apaçık söylenenden doğan muamma dokusuna işliyordu motelin. Bütün nitelikler değişirken, İsmail biraları açıp Melih’le arasında kaya gibi duran sessizliğe hamle yaptı. Okumaya devam et

Gölde

Sema Kaygusuz

Sema Kaygusuz

Sandaldan kolunu sarkıtmış, kendini gölün okşayışına bırakmıştı. Gözler kapalı. Gözünün içinde gölden yansıyan ışığın kırmızı gölgesi. Bir gülümseyiş ki gamsızlara özgü hem, hem de çok çekmişlere… Kar tanelerini andıran kristal çiçekler vardı bir de. Hani gözünü kısarak güneşe bakınca milyonca çoğalan. Salıncaklanan bir sandalda, doğadan gelen seslerin alçalıp yükselişini dinlerken, çıplak yerlerine küçük fiskeler atıp hızla uzaklaşan bir dolu kanatlı böcek uçuşuyordu havada.

Ama yeterince yalnız değildi sandalda. Küreklere her asılışında “ınnnh” diye bir ses çıkaran gürültülü bir adamdı yanındaki. Gözünü bir açtı ki, adam kan ter içinde. Burun delikleri genişlemiş, alnında güneş yanığı. Bu tekinsiz sessizlikte kadın ile adam tek söz etmeden ilerliyorlardı. Okumaya devam et