Tag Archives: Heinrich Böll

Gül ve Dinamit

Gül ve Dinamit

Hıristiyan romanı gibi bir şeyin olduğu düşüncesi duygulandırıcı, ama ne yazık ki sağlıklı bir düşünce değildir. Geleneksel bir tutumu izleyen Hıristiyanlar, Hıristiyan sanatçının yazdığı romandan amentünün ( kateşizm ) edebiyat yoluyla doğrulanmasını bekler, mutluluğun düzende saklı yattığını kanıtlamasını isterler. Böyleleri bana, her Tanrı’nın günü hekime koşan sağlıklı kişiler gibi görünür hep. Kalp atışları hâlâ düzenini koruyor mu? Sindirim ve dolaşım sistemleri hâlâ düzenli çalışmakta mıdır? Hekim de: “Hiç kuşkunuz olmasın! Hiç kuşkunuz olmasın!” diye yanıtlar soruları, sabırsızlığını belli etmekten kendini zorla alıkoyarak; ne de olsa ekmeğini bu yüzden kazanmaktadır, kendisine başvuran özel hastalarına kollayarak davranması gerekir. “Turp gibisiniz maşallah!” Bunun üzerine, söz konusu kişiler rahatlayarak ayrılır hekimden. Ama yine de içlerine bir kuşku düşer: Ya hekim kendilerinden bir şey gizlemişse? Evet, gizlemiştir de, ileride yakalarına yapışmasını önleyemeyecekleri ölümü onlardan gizlemiştir. Okumaya devam et

Reklamlar

Dikkat! Kitap!

Dikkat! Kitap!

Bir kimsenin belli bir kitabı canla başla ele geçirmek isteyişi ve sonra kitaba dalarak kendini unutuşu, okumanın düşünsel yüce bir aşamada bir süreç olduğunu kanıtlar. Basımevlerinin siyah boyasına bürünmüş kitabın bir yerinde beyaz üzerinde siyah, diyelim şöyle bir cümleyle karşılaştı okuyucu: “Yeşil mantosunun yakalığı üzerine gevşecik dökülmüş siyah saçlarını gördü…” Hemen bu cümlenin ardına düşer, bir başka dünyanın kapısından ayak atar içeri, işitmelerin, koklamaların, aç kalmaların kendisini beklediği bir dünyadır bu; iki yüz, üç yüz sayfa boyunca minicik harflerin peşinden yürüyüp gider; adeta uzun bir iplikten fazla bir şey değildir söz konusu harfler, incecik, kolaylıkla kopabilen bir ipliktir. Kendini içinde bulduğu labirentte okuyucunun önüne düşer iplik, onu çekip götürür; ancak kitaptaki en son harfi okuduktan sonradır ki, iplik kayıp gider elinden. Okumaya devam et