Tag Archives: Ferit Edgü

Keşke

– Benden hiç yardım bekleme, dedim.
– Kimseden yardım beklediğim yok, dedi. Bugüne değin kendim kazanıp kendim yedim.
– Ama kazandığın başkalarına yermedi. Bu nedenle de bir yuva kuramadın, bir kadının yok, dedim ona.
– O ayrı bir konu, dedi. Yardımla ilgisi yok. Ben boyuma göre birini bulamadım, hepsi bu.
– Peki aradın mı?
– Hayır, aramadım. Böyle biri olsaydı, o gelip beni bulurdu.
– Sen aramadığın sürece kimse seni bulmaz, dedim ona.
– Keşke! oldu aldığım yanıt.

FERİT EDGÜ
İşte Deniz, Maria
Leş -Toplu Öyküler-

Sel Yayıncılık

Reklamlar

Güvercinler

Ferit Edgü

Ferit Edgü

Ustamın anısına

Abi, dedi, sende de böyle oluyor mu, göğüs boşluğunda güvercinlerin kanat çırptığını duyuyor musun? Onlar kanat çırptıkça tıkanır gibi oluyor musun? Bu çok hoş bir duygu abi. Bir gün, belki soluğum kesilip ölebilirim. Ama gene de çok hoş bir duygu bu abi. Yüreğin çarpar, şakaklar zonklar, başın döner, ayakların yerden kesilir. Çünkü içindeki güvercinler, durup dururken kanat çırpmaya başlamıştır. Bilmem sende de oluyor mu abi?
Bir zamanlar olurdu, dedim. Ama nicedir yok.
Aynen anlattığım gibi mi oluyordu abi? diye sordu. Böyle, güvercinler, sanki hep senin içindeymişler de, uyuyorlarmış da birden uyanmışlar, sevinçle kanat çırpmaya başlamışlardır.
Böyle mi olurdu abi?
Hemen hemen, dedim. Anlattıklarına yakın. Kiminde güvercin, kiminde kırlangıç, kiminde serçe.
Yok abi, dedi. Güvercinin kanat çırpışı öbürlerine benzemez.
Kırlangıç süzülüp geçer. İnce kanadının bir ucu değip sarhoş eder seni, ama çok geçmeden ayılırsın. Serçe ise, çocukların bağrında kanat çırpar. Yoksul, öksüz çocukların. Bunları güvercinin kanat çırpışıyla karıştırma.
Güldüm.
Ben seni balıkçı biliyordum, meğer kuşbazmışsın, dedim.
Ne ilgisi var abi? dedi. Kuşbazlıkla şimdi bunun ne ilgisi var.
Ya ne ile ilgisi var? dedim.
İnsanlıkla, dedi. Okumaya devam et

Yüzleşmeler

Tomris Uyar

1980 başlarında bir yaz akşamı, Füsun Akatlı, Nimet Tuna ve Tomris Uyar, o dönemin gözde uğrağı Şadırvan’da buluşmuş, denizin tadını çıkarıyorlar. Konu bir ara aşka, sonra aşksızlığa, en sonunda da “aşık olunabilecek bir erkeğin özellikleri”ne geliyor ve bir oyuna dönüşüyor. Nesnel davranmakta kararlı olduklarından masalarına gelen Edip Cansever ve Turgut Uyar’ın da görüşlerini alıyorlar. (Sonraları Ferit Edgü, Mürşit Balabanlılar, Aydın Emeç gibi “güvenilir” erkek dostlara da başvurulacak.)

Böyle önemli bir konunun koşul sıralamasında ilk maddeyi fiziksel görünüşün ya da zekanın değil giyimin tutması oldukça tuhaf ama ne yapalım? Okumaya devam et

Borges ile Düşde

Ferit Edgü

Orda, yanıbaşımda oturuyordu. Küçük çalışma odamda. Ben yazı masamın başında; o, eski, bir zamanlar, eşimin Hollandalı büyükbabasının eskittiği deri koltukta.

Elinde, mavi-beyaz Delft porseleni bir fincan vardı. Kımıldamıyordu. Susuyordu.

Arada bir, elindeki fincanı dudaklarına götürüyordu. Fincanın içinde ne vardı, bir şey var mıydı, bilmiyorum. Bir ara, iki yudum arasında, başını bana doğru çevirip, görmeyen gözleri görür gibi şöyle dedi:

Körlerle ilgili öyküler yazıyormuşsunuz, doğru mu bu?

İki öykü yazdım, dedim. Hepsi bu.

Nasıl yazabilirsiniz? dedi. Bu yaşta, hem de körlüğü yaşamadan.

Düşledim, dedim.. Devamı>