Tag Archives: Birhan Keskin

Ürperti, baş dönmesi ve bir nar içimdeki

Birhan Keskin (Fotoğraf: Muhsin Akgün)

Birhan Keskin (Fotoğraf: Muhsin Akgün)

Sonbahar ürpertisiyle geldi. Kızıl gri gökyüzü, yaprak hışırtısı, köpüklü nefti denizle. Okul kokusuyla elbet. Demli çaya, o çayı avuçta ısıtan, ince belli bardağa minnetle. Anımsayış ve hesaplaşmayla geldi sonbahar. Uykusuz gecelerin huzursuz sabahlarıyla.

Bir şeylerin arifesinde olma hissiyle geldi sonbahar. Okumaya devam et

Reklamlar

Jospi

Soğuk Kazı

Bütün günüme bütün güneş düşse ne olur,
ne yazar üstümden bulut bütün yürüse
Bir tutmuyor beni, ayrılıyorum ikiye.

Sakladıklarımı görmene gerek yok Jospi. Okumaya devam et

Şairlerle Hasbıhal (VII): BİRHAN KESKİN

İlk benim yüzüme rastladınız, en eskiyim buranın.
Karnıyım dünyanın. yeryüzünün ağrısı bendedir.
Kum ve kayaç benim.

Birhan Keskin

Taş dile gelse ilk anımsatacağı zamansızlığıdır. Ezeli ve ebedidir o. He daim var olandır. “İnsan taş olsa çatlar” denilenlere, rızası hiç alınmadan tanık kılınandır. Gık demez, demediği her şeyle daha da hacimlenir. Dillenemeyen tüm acıları toplar içinde. Hani şu insanı “taş kesen” acıları. Minerallerine kadar ayrıştırılsa da taşın çözünürlüğü kimyanın değil, vicdanın konusudur o yüzden. Gözyaşı parçalar bir tek.

Issızlık bilgisiyim ben, sessizlik bilgisi.
Durmanın ve kalmanın büyük planıyım. Okumaya devam et

Birhan Keskin | Bize senden kocaman bir kalp kaldı (Görsel)

Tam boyut için resme tıklayın

Okumaya devam et

Taş Parçaları

Taş Parçaları

III

Madem arkandan ağlamamı bile çok gördün bana
Al bu taşlar senin olsun… O halde ve bundan böyle
Bütün davullar vursun, telleri kopsun sazların
boşluğa bağırsınlar, birlikte;
Kan kusacağız.
Kan kusacağız.
Madem dünya bunca zalim
Madem yakışmıyor kalbimize.

Bütün davullar gümlesin
Boşluktan gelen, boşluğu dolduranı
Boşluğa böğüreni
Vursunnnn.

Bak! nasıl kan kusuyor külde uyuyan
Dünya görsün.

Devamı>

Sunu (ya da bir parça matematik)

 

 

Birhan Keskin

 

(Birhan Keskin’in, “Y’ol” adlı kitabında yer alan “Taş Parçaları” şiirinin bulunduğu bölümün başındaki girizgâhı.)

Her gün bir kez bu kitabın başına geçtim. Her gün bir kez dışarı çıktım kırık bir bulutla yürüdüm, her gün bir insana bakıp, yüzümü yere eğdim. Her gün bir gazeteye boş gözlerle baktım. Her gün birileri konuştu, onları dinliyor gibi yaptım. Her gün bir kez “neredeyim” diye sordum kendime. Her gün bir kuzey kışı indi içime. Her gün karşımda duran fotoğraflarına baktım. Bir kez öfkelendim her gün bir kez sordum kendime neden bu kadar bağlandın. Her gün adalet ve zalimlik üzerine düşündüm. Belki de her şey. Her gün bir barbar, bir medeni ile gezdim sokaklarda. Minareleri her gün sabaha ezan sesleriyle ben açtım. Her gün bir perdeyi aralamaya çalıştım. Her gün hiçbir şeyi anlamadığımı düşündüm, her gün her şeyi anladığımı düşündüm. Devamı>

İstanbul

 

İstanbul

ben istanbul’a çok benzerim sevgilim
yarı trak yarı buralı.
azıcık gidersin haliç’te bir çekirdek aileyim
o siyah suya bakakalmış, su yağlı mı yağlı.
adamda bej kundura, kadın çarşafa dolanmış,
yüzlerinde kırağı
kızların birini açık havada doğurmuşlar,
öbürü kapalı.

bende sevgilim yan yana ışır
ılık kasabalar köyler
ben istanbul’a çok benzerim sevgilim,
bir yanım haliç’te bir karabatak
bir yanım samandıra’da saplı samanlı.

ben istanbul’a çok benzerim sevgilim
onca iştiha içinde onca keder.
çın çın bin ses imkanıyken
sesin göbeğinden çatlayıp orada kaldığı yer.

Devamı>