Category Archives: Şiir

Karanfil Sokağı

karaltindadir

Tekmil ufuklar kışladı
Dört yön, onaltı rüzgar
Ve yedi iklim beş kıta
Kar altındadır.
*

Okumaya devam et

“Ben yalnızlığı sensizlik sanmıştım her keresinde”

hasan ali toptaş

18.

Ben yalnızlığı sensizlik sanmıştım her keresinde.

Tenler coğrafyası alışkanlıkla geçiliyordu o vakitler.
Sevişmeler tek başına değildi henüz;
her dudakta bir toplum nefes alıyordu,
her bakış pencereler kadardı
ve her dokunuş dokunuşlardan kopmuş
küçük bir bağıştı;
adı vardı sevişmenin,
mühürlenmiş rengi sonra,
tanrısı,
hep vardı. Okumaya devam et

Leke

gakın

Çağın en karmaşık yerinde durduk
biri bizi yazsın, kendimiz değilse
kim yazacak
sustukça köreldi
kaba günü yonttuğumuz ince bıçak Okumaya devam et

Federico Garcia Lorca İçin Üç Şiir

TUYAR

S e s s i z   a k a n   s u l a r a   g a z e l

Ah işte her şey orda…
Ben severim omuzlarımı bir gün
Sırmaları, apoletleri olmasa da.

Ben severim omuzlarımı bir gün
Göçen bir maden direğinin altında Okumaya devam et

Çocuklar

Sizin diye bildiğiniz evlâtlar gerçekte sizlerin değildirler,halilcibran
Onlar kendisini özleyen Hayat’ın oğulları ve kızlarıdır.
Sizler aracılığıyla dünyaya gelmişlerdir ama sizden değildirler.
Sizlerin yanındadırlar ama sizlerin malı değildirler.
Onlara sevginizi verebilirsiniz ama düşüncelerinizi asla.
Çünkü onların kendi düşünceleri vardır.
Onların bedenlerini barındırabilirsiniz (çalabilirsiniz)
ama ruhlarını (canlarını) asla.
Çünkü onların ruhları geleceğin saraylarında oturur
ve sizler düşlerinizde bile orayı ziyaret edemezsiniz.
Kendinizi onlara benzetmeye çalışabilirsiniz
ama onları kendinize benzetmeye kalkışmayın hiç.
Çünkü Hayat ne geriye gider, ne de geçmişle ilgilenir.
Sizler, evlatların birer canlı ok gibi fırlatıldıkları yaylarsınız.
Yayı geren, sonsuza açılan yolda kendine bir hedef edinmiştir
ve oklarını en uzağa eriştirebilmek için kendi gücüyle sizleri gerer.
Yayı gerenin elinde seve seve bükülün.
Çünkü oku atan O güç,
uzaklaşan okları sevdiği kadar elindeki sağlam yayı da sever.

HALİL CİBRAN

Bir Nedeni Yok Yalnızca Öptüm

 Bir Nedeni Yok Yalnızca Öptüm

küçük iskender

“İnsan inandığı şeyler uğruna muhteşem hatalar da yapabilir.”

Dudaklarım gerisin geriye çekildi; ağdalı bir sıvının ağır ağır örttüğü, korkunun biçim kazanıp ayağa kalktığı ve ‘hey bana bir şeyler söylemenin vakti geldi’ dediği zamanlarda bekledim seni; gözlerimi kapadım. Bekledim. Beklerken, özlemenin hangi geçitleri geçilmez kıldığını, hangi duyguların insanı hayata kazandırdığını, basite indirgenmiş hüzünlerin geceleri dinlenmeye müsait şarkılarla şahlandığını anlatamadım. Evet, bilmiyordum. Bilmiyordum, kelimelerden arınmış bir cümle kurar gibi sevişmeyi. Sevişirken sözlük kullanıyordum hala. Ama, seni seviyordum. Ve sevdiğimi, sevgimi anlatma telaşıyla hata üstüne hata yapıyordum sana. Sana yaklaşamıyordum. Yasaklanmıştın adeta. Çiğnemeye çalıştığım yasak olsan da, uzak dursan da, o korkunç şeklini korusan da, fark etmiyordu hiçbir şey. Küçük bir ateş. Küçücük bir ateştin sen. Sönmekten ürken bir ateş. Bir su damlasıyla bütün görkemini kaybedebilecek bir ateş. Aşkın mecali kalmamıştı. Sessizce sokuldum yanına. Acıyla irkildin. Gülümsedim. Gülümsememe anlam veremedin elbette. Kimdi bu? Ne istiyordu? Tanımadığın biri. Hatıralarını darmadağın etmeyi planlamış bir yabancı. Fuzuli bir beden, karşındaki. Usulca uzandım,

 

Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm. Okumaya devam et

Aşkla Sana

arkadas

alnını
dağ ateşiyle ısıtan
yüzünü
kanla yıkayan dostum
senin
uyurken dudağında gülümseyen bordo gül
benim kalbimi harmanlayan isyan olsun
şimdi dingin gövdende
uğultuyla büyüyen sessizlik
bir gün benim elimde
patlamaya sabırsız mavzer olsun Okumaya devam et

Eleni

eldivenleri ertele, ellerin kar görsün
korkma buralarda ısırgan büyümez şubat ortası Okumaya devam et

baharı bekleyen’e

ben kışın güzelliğini söylerim ne gelirse dilime Okumaya devam et

Sayılmıyor Kaç Yolun Çatındayız

GültenAkın

Van denizinde Gevaş’ta
Adı Sebo, kara bir oğlanla
Yine görüşelim deyip ayrılıyoruz Okumaya devam et

Bu Kekre Dünyada

Metin Altıok

Sevgilim,
Bak geçip gidiyor zaman,
Aşındırarak bütün güzel duyguları,
Bir yarım umuttur elimizde kalan,
Göğüslemek için karanlık yarınları,
Bu kekre dünyada,
Yazık, geçit yok aşka,
Birşey yok,
Paylaşacak, acıdan başka.

METİN ALTIOK

Canı Cehenneme

canı cehenneme rahat uyuyanın
kapısını örtenin perdesini çekenin
yüreği yalnız kendiyle dolu olanın
duvarları ancak çarpınca görenin
canı cehenneme başkasının yangınıyla
evini ısıtıp yemeğini pişirenin. Okumaya devam et

Mağara

ecevit

mağaranın duvarına
hayvanları taştan oydum
kükrediler karanlıkta
türkülerle karşı koydum

karanlıktı mağara
ışığı taştan oydum
üşüyordum bir de güneş koydum

aşk oydum mağaranın duvarına
aşk oydum
ağrıdı taşlar
yarıldı mağara

ben doğdum

BÜLENT ECEVİT

Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek

Aşksız ve paramparçaydı yaşam
bir inancın yüceliğinde buldum seni
bir kavganın güzelliğinde sevdim.
bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek! Okumaya devam et

Hürriyet Kavgası

nh

Yine kitapları, türküleri, bayraklarıyla geldiler,
dalga dalga aydınlık oldular,
yürüdüler karanlığın üstüne.
Meydanları zapt ettiler yine. Okumaya devam et

Çığlık

hiBana kanlı mühürler kaldı
O tarih tacirinden
Uçurumlar çığlıklar ve ölüm tarifleri Okumaya devam et

Baba Bana Bağırma

yol ıslanmasın diye
şemsiye açanlara…

baba bana bağırma
bülbülleri kaçırdın ormanlarımdan Okumaya devam et

EMEK

sennur-sezer

bir sözle kuruldu dünya
hep o sözü aradım ve buldum: EMEK.

SENNUR SEZER

ÇİLE

Bizim hiç bir hürriyetimiz yok,
Hiç bir hürriyetimiz, Okumaya devam et

suyun sızladığıdır

susızıyı gideren su.
suyun sızladığını kimseler bilmez.

İSMET ÖZEL

Ellerinize ve Yalana Dair

nh

Bütün taşlar gibi vekarlı,
hapiste söylenen bütün türküler gibi kederli,
bütün yük hayvanları gibi battal, ağır
ve aç çocukların dargın yüzlerine benziyen elleriniz. Okumaya devam et

Büyü

büyü de baban sana
büyü de büyü Okumaya devam et

Şiirler

ey ezilmişlik!
bir gün ben de ulaşacağım kapılarına. Okumaya devam et

Karşılama

Anılardan yontulmuş yüze değil
bir felakete adadım kendimi Okumaya devam et

Dün Dağlarda Dolaştım Evde Yoktum

‘Benim tümcelerim şu yolla açımlayıcı­dırlar ki,iberk
beni anlayan, sonunda bunların saçma olduklarını görür
– onlarla –
onlara tırmanarak
– onların üstüne çıktığında.
(Sanki üstüne tırmandıktan sonra merdive­ni devirip yıkması gerekir.)
(Ludwig Wittgenstein) (Çeviri: Oruç Aruoba.)

DÜN DAĞLARDA DOLAŞTIM EVDE YOKTUM

Güneş cebimde bir bulut peydahladı. Taş, kördür diye yaz­dım. Ölüm, geleceksiz. Şeylerin yalnız adı var. Ve: ‘Ad evdir.’ (Kim söyledi bunu?) Dün dağlarda dolaştım, evde yoktum. Bir uçurum bize bakmıştı, uçurumun konuştuğu usumda. Buydu bi­zim kendinde sonsuz olanı duyduğumuz. Nesneler ki zamanda vardır. Terziler çıracısı Hermüsül Heramise’nin pöstekisi her ba­har ayaklanırdı. Yağmur yağmamazlık edemez. Taş, düşmemezlik

Ne diyordum, dünyanın düşünceleri yoktur. Otların canı sıkıl­maz. Kurşunkalem kendini ağaç sanır. Ufuk, hüthüt kuşu. Seni bilmem, bir söylene dönüşmek içindir dünya. Onun için başka bir son yok. Bir söylene dönüşmek, bir söylen olmak! Sonsuzluk de­diğimiz budur.

Nerden başlasam yine oraya geliyorum. Ben. gidiyorum. Ölü­me, o büyük tümceye, çalışacağım.

AĞAÇLARDAN ARKADAŞLARIM OLDU

“Adlarla doldurdum sessizliği.” Şeyleri kodladım. Gökyüzü­nün, ağaçların çocukluğunu bilirim. Ağaçlardan arkadaşlarım ol­du. Hâla da var. Samanyolunu anlamadım. Sayıları da. (Sayılar daha bulunmamış gibi davranıyorlardı.) Yalnız sekizle (5 + 3) içli dışlı oldum. (Kim olmamıştır ki?) Biraz da sıfırla (Sıfırın bulun­ması kolay olmamıştır.) Üç için çok kötü şeyler söylenmiştir. Ni­çin? Bilmem. Bilmek sayıdır. Bir de biri tanıdım. Bir ile düşünül­müyor. Bazı sayılar suçlu doğmuştur. Bir, bunlardan biridir. Anlamadan sevdim taşları. Çakıltaşının adıyla biçimi arasında hiçbir ilişki kurulamamıştır. Oltu taşının geçmişini bulamadım. Olsun. Gizem her şeydir. Kimi sessiz harfleri sökemedim. (Harf­lerin tini sessiz harflerde gezer. Kızılderililer bilir bunu.) Kuşlarla gittim geldim. Kuşlar sayıları bilmez, yusufcuk hariç. Doğu’da at­ların düş görmediğini anladım. (Homeros’da atlar ağlar.) Yürür­ken gördüm dağları. Dağlar yürürken düşünüyorlardı. Tanımak usu durduruyor. Dünya bizimdir! diye konuşuyorlardı araların­da sümüklüböcekler. Anladım diyemem. Anlamadım da. Sümük­lüböcekleri okumalı.

Sen ırmaklardan söz ederken konuşuyor ırmaklar, otlar gözle­rinde. Zaman bir izdüşümdür. Bir yerlere yaz bunu. Tinin dışarıya penceresi olmadığı doğru değildir. İsa’nın hayaleti hala dünya­nın üzerinde dolaşıyor. (Yalnız soruyorum. Sormak için yazar insan.) Gençliğini bilmeyen sabah tökezler. Gül ki adıyla vardır. Taş adını yüzü bulununca aldı. (Duvarcıların avcunda taş bunun için döner durur.)

Ben senin gözlerine dönmek istiyorum. Sonra da… Sonra diye bir şey yoktur. Tarih dışıdır, sonra.

İLHAN BERK

Üç Kez Seni Seviyorum Diye Uyandım

Üç kez seni seviyorum diye uyandım
Tuttum sonra çiçeklerin suyunu değiştirdim
Bir bulut başını almış gidiyordu görüyordum. Okumaya devam et

ÇAĞRI

Evler büyük dedikçe büyük
Ben insanların en garibi
Uzağı ilk defa kavradım
Görür yahut dokunur gibi Okumaya devam et

Kan Kalesi

Elbet bir hinlik vardır seni sevişimde
ey kanıma çakıllar karıştıran isyan
saçlarıma bin küsur yalnızlığı takıp girdiğim şehre
insan varlığımızdan tuhaf tohumlar bıraksın
günü geçmiş bir gazete, toprak bir çanak
bir daha gelmem belki diye bir not bakır maşrapanın yanında
şeytanlar da yürür benimle herhal ıslık çaldığım için
bir şahan tüylerini döker arımsıra
artık bırakılmaktan yapılma bir adam sayılırım
böğrümde kambur çocuklardan bir payanda. Okumaya devam et

Evet, İsyan

Demirden sağnaklar altında uyur sevdiğim
göğsünde hazin ayak izleri eski Şubatların
onu yaralar kıpırdatıyor
ve o sertelmektedir yaralardan Okumaya devam et

Ayrılık Sevdaya Dahil

Attila İlhan

Attila İlhan

1.

açılmış sarmaşık gülleri
kokularıyla baygın Okumaya devam et

Bence Malumdur

dikenin
kalbime battığı bir sonbahar günüdür
sen elini bulutların içinde gezdirirsin
bulutlar senin gözlerinin üstünde yürürler
içini kurtlar kemirir
bence malumdur Okumaya devam et

kimse

itip beni
balıma dananan bu çağı sevmedim.

GÜLTEN AKIN

Gülten Akın

Gülten Akın

Eylülün Sesiyle

Edip Cansever

Edip Cansever

Baylar!
Bin dokuz yüz seksen birdeyiz
Karşınızda eylülün sesi
Ağustos çekildi, eylülün sesi
Birazdan konuşacak
“Bu dünyada yaşamak can sıkıcı bir şeydir baylar.”

Tepelerde bulamaçların kahverengi eridiği
Eriyip sarı sarı aktığı bir mevsim
Bir saat gibi işlerken avucumdaki güz çiçeği
Yosunların kapılara usulca
Tırmanıp yerleştiği
Yani eylülün sesi, buysa çok iyi baylar. Okumaya devam et

KİTAP | Bezik Oynayan Kadınlar

İÇİNDEKİLER

Okumaya devam et

Akşam Güneşi

Ahmet Erhan

Ahmet Erhan

Hayatım temsili bir yenilgi gösterisidir
Okulu seven çocuklara bıkkınlık getiren Okumaya devam et

Cihangir Miyavlaması

Zaman: durmuş gibi
Cihangir’de pazar günü şaşkınım
Olmayan uykumu bölüyor bir akordeon sesi
Bir çocuk ufarak sarı saçlı
Eminim kara gözlüdür görünmüyor uzaktan gözleri Okumaya devam et

Şehirden Biri

TUdenize bakıyorum, tersine bir yaşamanın tadsızlığı bir hüzün olarak alıyor içimde yerini
bu yüzden meyve suyu içiyorum durmadan ve galiba bu yüzden
durmadan seçimlere gidiyorum
ayı oynatanları seyrediyorum, dağın dizginlerini, bilmeden
satın alıyorum salon çiçeklerini
ve sanırım bu ilk bende olmuyor, çünkü denize bulaştım.
bunu ellerimin maviliğinden anlıyorum.
aşk filimlerine ve röngten filimlerine ve her ırktan ve her çeşit
gemi tayfasına alıştığımdan
diyorum.
o da derdi. Okumaya devam et

beklemiş bir paket cigaranın son umudu’na

İşte suyumuzu kestiler ama masamda yine bir çiçek
bir çiçeğin akşamı elbet bir çiçeğe benzeyecek Okumaya devam et

Yağmurun İyiliği

Çocukların küllere karışması fena,
kendilerinin olmayan bir çocukluk
bulacaklar ve beni anlayacaklar orada! Okumaya devam et

Üçlükler

Birtakım üçlükler yazdın, yaşamın gibi kısacık, yoğun. Bundan kimseye söz etmedin. Karın onları sen öldükten sonra çalışma masanın çekmecesinde buldu.

Édouard Levé

Édouard Levé

Eğrelti otu beni okşar
Isırgan bana batar
Böğürtlen beni yaralar

Kent beni kışkırtır
Ev beni ağırlar
Oda beni dinginleştirir Okumaya devam et

Şeyh Bedrettin Destanı

Şeyh Bedrettin

Şeyh Bedrettin

Simavne Kadısı Oğlu
ŞEYH BEDRETTİN DESTANI

1.

Sedirde al yeşil, dal dal Bursa ipeklisi,
duvarda mavi bir bahçe gibi Kütahyalı çiniler,
gümüş ibriklerde şarap,
bakır lengerlerde kızarmış kuzular nar idi. Okumaya devam et

Yarın Gece

Yarın gece gideceğim bu kentten
Bir ırmağa yolcuyum sular çekiyor beni
Yüreğimden başka taşıyacak yüküm yok
Sayılmazsa göğsümden düşen kuş ölüleri Okumaya devam et

Gül ve Kül

mk

-güle senâ olsun…

I

söz kurudu!
kilitlendi dilimdeki nehir.
ölü bir dildi dilim
sesim çarmıh ve oğul.

II

bir göldüm,
kurudum
bir güle döndüm. Okumaya devam et

Düşler Bir Ses Bulur Bende

Haydar Ergülen

Haydar Ergülen

bir çocuğun düşüyüm ben
büyülü yaz akşamları
ben üflerim mızıka söyler
sesimiz tutar sokakları Okumaya devam et

AHTAMAR!

Ahtamar

Ahtamar

Işıltılı Van gölü kıyısında
küçük bir kentten
her gece genç bir adam açılırdı suya,
en iyi şekilde saklanarak.

Kayıksız açılırdı suya,
yalnızca kollarıyla
ilerlerdi suda.
Korku nedir bilmeden. Okumaya devam et

Ben Orhan Veli

Ben Orhan Veli,
“Yazık Oldu Süleyman Efendiye”
mısra-ı meşrunun mübdii…
Duydum ki merak ediyormuşsunuz
hususi hayatımı,
anlatayım: Okumaya devam et

Kirli Ağustos

Edip Cansever

Edip Cansever

O da var olanın ağır ağır yokluğu
Şurda bir gündüz kımıldamakta
Dağılmanın beyaz organı: tuz birikintileri
Gibi bir gündüz
Kalın kabuklarını kaldırır doğa.

Düşer bir balıkçının tersi olan şey
Kirli ağustos! beni ordan oraya götüren eşya
Aklımda üç beş otel ya kalır
Ya kalmaz üç beş otel aklımda
O da değil bir otelin kendisi
Yalnızlığın kahverengi organı: düş birikintisi
Bir de kahverengi alevlerden yapılma.

Başka değil, yokluğu görmek için
Kirli ağustos! gözkapaklarımı da yaktım sonunda.

 EDİP CANSEVER

BALTA

Aşık İhsani

Aşık İhsani

BALTA

Odun kırıcıydı, adı İlyas’tı
Yanaştım yanına, yüzünü astı.
“İşin nasıl?” dedim, bir küfür bastı,
Arkasından baltasını biledi. Okumaya devam et

Kent

Dedin, “Bir başka ülkeye, bir başka denize gideceğim.
Bundan daha iyi bir başka kent bulunur elbet. Okumaya devam et

Teselli

Didem Gülçin Erdem

Didem Gülçin Erdem

Bilirim iyi bir şarap çıkmayacak
Bu sevdanın bağından
Gözüm senin boşluğunda kaldı
Benimki dar, havasız
Yüreği kar toplamayana
Fırtına sorulur mu Okumaya devam et