“Tehlikeli Masallar”dan…

i“(…)

Sonra laf nereden geldi bilmiyorum, belki de bir gün önce izlediğim o haberlerdeki ölüm görüntülerinden etkilendiğimden, yıllarca önce özellikle solcuların arasında dilden dile dolaşan gerçek bir hikâye anlattım ona. (…)

Askeri darbeden sonra işkenceleriyle ünlenen doğu hapishanelerinden birinde, mahkûmların önemli bir kısmının aileleriyle ve yakınlarıyla görüşmeleri yasaklanmıştı. Kalın taş duvarlı karanlık hücrelerde çırılçıplak soyulup köpeklerin saldırısına bırakıyorlar ya da diz boyu pisliklerin içine çırılçıplak atılıp üstlerine buz gibi sular dökülüyordu. Filistin askısı, falaka, boğazına su doldurmak sıradan işkencelerdi, ya kendileri işkence görüyor ya da işkencedeki bir arkadaşlarının çığlıklarını dinleyerek biraz sonra kendi başlarına gelecekleri düşünüyorlardı. Kalabalık ve karanlık koğuşlarda yaralı bedenlerinin sancılarıyla inleyerek işkenceyi bekleyen mahkûmlardan biri, çektiği acılara dayanamaz bir hale gelerek, yavaş yavaş gerçeklerle ilişkisini koparmaya başlamıştı.

Hep aynı şeyi tekrarlıyordu.

– Biz öldük, biz hepimiz ölüyüz, burası öteki dünya.

Arkadaşları ona ölü olmadıklarını, yaşadıklarını anlatmaya çalışıyorlardı. O da onlara soruyordu:

– Yaşıyorsak nerede öbür canlılar, niye bizden başka kimse yok? Hayır biz ölüyüz, biz öldük, ailelerimiz dünyada kaldı.

Arkadaşları hapishane idaresine başvurup bir doktor çağrılmasını istemişlerdi, ama doktor yoktu. Bunun üzerine ailesiyle görüşmesine izin verilmesini istemişlerdi, hapishane idaresi bunu da reddetmişti, ama içeridekilerin ısrarı ve mahkûmun gittikçe kötüleşmesi üzerine adamın ailesi hapishaneye çağrılmıştı.

Adam, müdürün odasında karısını ve çocuklarını görmüş, onlara sarılmış, onlarla öpüşüp konuşmuştu.

Koğuşa döndüğünde arkadaşları hep bir ağızdan konuşmaya başlamışlardı.

– Gördün mü, yaşıyoruz, bu dünyadayız.

Adam da sessizce başını sallamıştı.

– Evet yaşıyoruz, bu dünyadayız, ölmemişiz, bütün bunlar bu dünyada oluyormuş.

Gerçeği kabul etmiş ve derin bir sessizliğe dalmıştı.

O akşam gardiyanlar mahkûmları işkenceye götürmek için koğuşa gelince adamın ölüsünü bulmuşlardı, zavallı gerçeğe dayanamamıştı.

AHMET ALTAN
Tehlikeli Masallar

TehlikeliMasallar

Reklamlar
Post a comment or leave a trackback: Trackback URL.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: