Ben, Annem ve Komşu Kadın

kvd

(Fotoğraf: Seda Öz) “Dışarıdaki delilerin” çektiği fotoğrafları “içerideki delilere” yolladık, Onlar da bu fotoğraflara öyküler yazdı. Yazılan öyküler birikti ve kıyıya vurmaya başladı. Ve hapsedildiklerinde bile düşlerini, umutlarını, gülüşlerini yitirmeyen özgür dalgalar, dışarıdaki delilerin de rüzgârıyla kıyılarımıza bıraktı öykülerini. Böylece şu an elimizde tuttuğunuz “Kıyıya Vuran Dalgalar” oluştu. (BKZ- Dipnotlar.)

Yavru bir köpek gibi inliyorum. Doğrusunu söylemek gerekirse biraz da abartıyorum, benimle ilgilensinler diye. Oda karanlık, perdeler de kapalı olduğundan içeri hiçbir ışık sızmıyor, gece katlanarak karanlığa boğuluyor. Buna alışık olmam gerek biliyorum, ama alışamıyorum. İniltilerim kardeşlerimin horlamalarına, nefes alışverişlerine karışıyor. Her gece aynı. Annem ve babam diğer odada yatarken kardeşlerimle ben aynı odada yerde yatıyoruz. Evin en küçüğü ben olduğumdan gece üzerimi örtecek yorganı zar zor buluyorum. Hasta olduğumdan kaç gündür ortalarda yatıyorum, bu avantaj mı dezavantaj mı bir şey diyemeyeceğim. Öyle ki bazen nefes almakta zorlandığım oluyor. Abartılı inlemenin bir nedeni de bu. Uyansınlar ki biraz açılsınlar, nefes alayım. Ama asıl neden karanlıktan korkuyor olmam.

Korkuyorum. Evet, ne var bunda? Siz hiç korkmadınız mı? Akşam olunca elektrikler kesiliyor, gaz lambası giriyor devreye. Bunu anlayabildiğimi söyleyemem. Gündüz elektriği kim ne yapsın? Akşam olunca niye kesiyorlar ki? Gece olunca gaz lambası da kapanıyor, bir de perdeleri örtüyorlar. Aynı yatakta yattığım kardeşlerimi bile göremiyorum. Korkudan felç olmuş gibiyim. Sadece inilti çıkıyor ağzımdan. Uyansınlar, bana baksınlar, benimle ilgilensinler. Ne var bunda?

Birkaç gecedir annemle babamın konuştuklarını duyuyorum. Daha doğrusu onlar konuşmaya başlayınca uyanıyorum. Bir süre konuşuyorlar, sonra sessizlik. Onlar susuyor ama bu kez ben korkudan uyuyamıyorum. Gecenin bir yerinde bana korku kalıyor. Konuşmalarını anlayamıyorum da. Daha doğrusu anlayamıyordum. Annemle babam evimizin iki odasını birbirinden ayıran, mutfak olarak kullandığımız arada konuşuyorlar bu kez. Çoğunlukla sesleri rüzgârın uzaklardan taşıdığı uğultulara benziyor, yükselip alçalıyor. Annem ağlıyor. Annemin ağlamasına babamın korkmuş “Bismillah de Bismillah de” sesi karışıyor. Babam da ağladı ağlayacak. Annem beni çağırıyor, gitmeliyim diyor. Babam sabah gideriz diyor, ama annem sanki onu duymuyor. Annem ağlarken durmadan aynı şeyi tekrarlıyor. Neden bilmiyorum sesler birden kesiliveriyor. Karanlık sessizlikle karışıp çöküyor üzerime. Hastalığımı bahane edip annemle babamı çağırsam mı? Kardeşlerimden birini mi uyandırsam?

Nasıl oldu bilmiyorum, korkumla cebelleşirken uyumuşum, sabah annemin sesiyle uyandım. Annem, “Hadi kalk, karyolaya geç” diyor. Hasta olduğumda annem hep böyle yapar. Yatağa giderken anneme, “Bugün ben de sizinle geleyim mi?” diye soruyorum. Annem sorumu anlamış gibi görünmüyor, ben de üstelemiyorum. Zaten konuşmaya da mecalim yok. Ne olduğunu bilmiyorum ama babam bana zatürree olduğumu söylüyor. Ona da geçen gün gittiğimiz doktor söylemiş. Bir sürü ilaç içiyorum, iğneler de cabası.

Annem beni yatağa yatırıp yorganı sıkıca örtüyor. O daha odadan çıkmadan beni ani bir titreme tutuyor. Neden bilmiyorum ama “üşüyorum” dediğimde annem panikliyor. Hiçbir şey anladığımı söyleyemem. Annem bir çırpıda üzerimdeki yorganı kaldırıp yerine pike örtüyor. Sonra gidip ıslak havlu getiriyor, alnıma koyuyor. Birkaç kez tekrarlıyor beni.

“Yanıyorsun” diyor annem, ama ben üşüyorum, dişlerim birbirine vuruyor titremekten. Annem ıslak havluyu birkaç kez daha değiştirdikten sonra rahatladığımı fark ediyorum. “Ateşin biraz düştü” diyor annem. Titremem durunca annemin de sakinleştiğini, rahatladığın fark ediyorum. Annem beni bırakıp çıkıyor.

Kaç saattir yattığımı hatırlamıyorum. Yine annemin sesiyle uyanıyorum. Komşu kadınla merdivene oturmuş konuşuyorlar. Hastalığım hakkında konuşuyorlar. Annem çok tehlikeli bir hastalık olduğunu söylüyor, Doktor “Dikkat edin ilaçlarını aksatmayın, beslenmesi çok önemli” demiş. Bir de ateşimin yükselmemesi gerekiyormuş. Daha bir sürü şey söylüyorlar ama annemin doktorum ‘beslenmesi çok önemli’ deyişine öfkelendiğini yükselen sesinden anlıyorum. Okkalı bir küfür savuruyor. “Sanki para var da beslenmesi önemliymiş” diyor. Sonra gülüşüyorlar. Anlaşılan annemin küfrüne gülüyorlar. Tabi benim uyanık olduğumu bilmiyorlar, onun için rahat rahat konuşuyorlar. Annem öyle küfür etmeyen biri değil ama bu küfrüne ben bile şaşırıyorum, yüzümün kızardığını hissediyorum. O küfrü ben etsem süpürge sapıyla temiz bir dayak yerdim herhalde.

Gülmenin ardından neden ağlama gelir? Hiçbir cevabım yok. Başkaları da öyle midir, yoksa sadece annem mi böyledir? Onu da bilmiyorum. Ama bildiğim annemin gülmesini her zaman ağlamasının takip etmesi. Belki de annem ağlamayı gülmekten daha çok seviyordur. Yemek yaparken ağlıyor… Gülmesinden çok ağladığına tanık oluyorum. Bu kez annemin ağlamasına komşu kadın da eşlik ediyor.

Komşu kadın anneme hastaneye ne zaman gideceksin diye soruyor, ama cevap sessizlik, daha doğrusu ağlama oluyor. Annem neden sonra, “Çocuk bu kadar hastayken nasıl gideyim?” diyor. Hastanede birkaç gün yatması gerekebilirmiş. Annem hasta değil ki niye hastaneye gitsin? Hiçbir şey anlamış değilim. Ben gitmiyorum da o niye gidiyor.

Annem usul usul ağlıyor. Bir yandan ağlıyor öte yandan “Bakamayız ki” diyor. “Canımdan can kopacak.” Aldırmak için de tam zamanıymış. Bu her neyse anlaşılan benim hastalığımdan bile kötü. Ben hasta olduğum halde hastaneye yatırmıyorlar, dört haftalık olan bu şey her neyse onun yüzünden annemi hastaneye yatırıyorlar. Annem geceleri uyandığından bahsediyor. Bir de karabasan neyse o çöküyormuş üzerine. Ama ben yine de gecenin bir vaktinde annemi kimin çağırdığını anlamış değilim. Komşu kadın, “Siz de hiç rahat durmuyorsunuz anam” diyor. Bu kez ağlamanın yerini ikisinin gülüşleri alıyor.

Annemle komşu kadını dinlerken yoruluyorum. En iyisi uyumak…

MUSTAFA AĞCAKAYA
Kıyıya Vuran Dalgalar
(NotaBene Yayınları, Hazırlayan: Sibel Öz)

  • MUSTAFA AĞCAKAYA: Hacılar – Kırıkkale F Tipi Cezaevinde kalmaktadır. Uzun zamandır öykü yazmakta, ayrıca resim çalışmaları yapmaktadır.

KIYIYA VURAN DALGALAR – Tanıtımdan…

“Dışarıda Deli Dalgalar” ülkemiz hapishanelerindeki siyasi tutuklularla dayanışmak amacıyla 2008 yılında oluşturulmuş bir vatandaş inisiyatifi. İçimizden herhangi bir “deli”nin fikri olarak doğmuş bir gönüllü çalışması.

Biz “Dışarıdaki Deli Dalgalar”, dışarıdan “içeriye” gönderdiğimiz kitaplarla, mektuplarla deliler buluşmasını çoğaltıp, duvarlarda çatlaklar oluşturmaya başlayınca, “içeriden” de o çatlaklar içinden sızan su damlacıkları, çoğala çoğala “kıyıya vuran dalgalar” olmaya başladı.

“Dışarıdaki delilerin” çektiği fotoğrafları “içerideki delilere” yolladık, Onlar da bu fotoğraflara öyküler yazdı. Yazılan öyküler birikti ve kıyıya vurmaya başladı. Ve hapsedildiklerinde bile düşlerini, umutlarını, gülüşlerini yitirmeyen özgür dalgalar, dışarıdaki delilerin de rüzgârıyla kıyılarımıza bıraktı öykülerini. Böylece şu an elimizde tuttuğunuz “Kıyıya Vuran Dalgalar” oluştu.

Bu öykü kitabı, her türden delilik “içeriye” kapatılmışken, itiraz parmaklarımız hâlâ havada anlamı taşır. Ve dışarıdaki deli dalgalarla, kıyıya vuran dalgalar buluşana kadar da havada olmaya devam edecek.

Kıyıya vuran özgür ruhların ve deli düşlerin eşlik ettiği keyifli okumalar…

EK AÇIKLAMA: “Kıyıya Vuran Dalgalar” kitabı için iki imza günü düzenlendi. “İçerideki delilere” İstanbul’da Murathan Mungan, Ankara’da ise Sırrı Süreyya Önder vekâlet ederek, kitabı okurlar için imzaladılar. (E.D.)

Reklamlar
Post a comment or leave a trackback: Trackback URL.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: