Oliver Heaviside

Oliver Heaviside

Oliver Heaviside

Heaviside, Londra’nın Camden Town kesiminde yoksul bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Babası yetenekli bir gravürcüydü; Dickens’ın Strand dergisindeki Bay Pickwick’in Serüvenleri tefrikasının gravürlerini çizen oydu. (Elliot Engel’in Sel Yayınları’ndan çıkan “Oscar Nasıl Wilde Oldu” adlı kitabının Charles Dickens bölümünde bu gravürlerden detaylı olarak bahsediliyor. ED.) Ama evi daracık, soğuk ve karanlıktı; pencere vergisinden dolayı pencerelerin çoğu tahta çakılarak kapatılmıştı. Thomas Heaviside öfkeli parlamalara yatkındı ve genelde dört oğlunun en küçüğü olan ve bir türlü diğer çocuklar gibi davranmayan Oliver’e sataşırdı. Bu tavır, bir ölçüde Oliver’in küçükken geçirdiği kızıl hastalığından kaynaklanan kısmi sağırlığın sonucuydu; ama küçük Heaviside’ın yürek burkucu kısa okul kompozisyonundaki şu sözler evdeki yaşamın kasvetli bir tablosunu sunar: “Anlatacağım hikaye doğrudur -Küçük bir çocuk vardı ve babası ‘Diğer insanlar gibi olmaya çalış, suratını asma’ dedi hep ona. O da çok uğraştı, ama bir türlü başaramadı. Bu yüzden babası onu bir kayışla dövdü; daha sonra çocuğu aslanlar yiyip yuttu.”

Doğa bilimlerinde sürekli ilk sırayı almakla birlikte, geometride düşük not alanlar arasındaydı. Geometriden nefret etmesinin sebebi sadece ispatları öğretmeye dayanmasıydı; yeniliğe hiç yer yoktu.

Maxwell’in elektrikli ve manyetik alanların davranışını açıkladığı yirmi denklemi sadece dörde indirmişti. Bunlar belki de oldukça haksız biçimde “Maxwell denklemleri” olarak bilinir ve modern fiziğin köşe taşlarından biridir. Einstein bundan dolayı Maxwell’i Newton’dan sonraki en büyük fizikçi olarak nitelendirmiş olsa da, denklemleri anlaşılır kılan Heaviside’ın çalışmalarıydı.
Heaviside sonraki otuz yılının büyük bölümünü odasında kilitli olarak geçirdi ve dışarıya sadece tek başına uzun yürüyüşler için çıktı. Ailesi kapısının önüne yemek tepsileri bırakırdı; ama çalışmaya derince daldığında günlerce sırf birkaç kâse sütle açlığa dayanırdı. Sağırlığı daha da kötüye giderken, “sıcak ve soğuk hastalığı” olarak adlandırdığı bir maraza yakalandı; hipotermi korkusu onu birkaç battaniyeye sarınmaya ve başına bir çaydanlık örtüsü geçirmeye yöneltti. Odasının sıcaklığını o kadar yüksek tutuyordu ki, ziyaretçilerinin çoğu birkaç dakika yanında kalınca baygınlık geçirmeye başladı.
Bu eksantrik yanlarına karşın, çalışmaları hayranlık ve şaşkınlık uyandırmaya devam etti. Günümüzde 19. yüzyıl sonlarının en önemli üç matematiksel buluşundan biri sayılan yeni bir kalkülüs hesabı geliştirdi. Aynı telgraf hattından ileti gönderip alma ve bir elektromanyetik sinyalini bozulmaksızın uzak bir mesafeye aktarma sorunlarını çözdü. ABD’de AT&T şirketinin 1904’te bunun patentini almasıyla, şehirlerarası telefon görüşmeleri gerçekleşti. Heaviside 1902’de Encylopaedia Britannica için yazdığı bir maddede, dünya atmosferinde telsiz dalgalarının yerküre eğitimini izlenmesine olanak veren bir iletken katmanın varlığını öngördü. Sonunda 1923’te bulunan bu alana onun anısına “Heaviside katmanı” adı verildi.
Bu çığır açıcı başarılar Heaviside’a biraz şöhret getirmekle birlikte neredeyse hiç para kazandırmadı.

1925’te bir merdivenden düşerek öldü; kulübesinin duvarları ödenmemiş faturalarla kaplı olarak bulundu.

(NTV Yayınları’ndan çıkan “NASIL BİLİRDİNİZ” orj. adı: “THE QI BOOK of the DEAD” -John Lloyd, John Mitchinson- kitabından dikkatimi çeken biyografik notlar.)

Reklamlar
Post a comment or leave a trackback: Trackback URL.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: