Leonardo Da Vinci

 

Leonardo da Vinci

Leonardo da Vinci

Dehasını anlamanın anahtarı -olağanüstü ve çığır açıcı olsalar bile- tabloları değil, defterleridir. Notların, taslak çizimlerin, diyagramların, felsefi gözlemlerin ve listelerin yer aldığı 13 bin sayfalık bu defterlerde, kâğıda dökülmüş insanın aklının iç işleyişinin en eksiksiz kayıtlarını buluruz. (…) O dönemde ağır bir cezai suç oluşturmasına karşın, bütün ömründe otuzdan fazla insan kadavrasını bizzat kesip inceledi.

Defterlerinin her sayfası el yapımı büyük bir görsel ansiklopediden birer alıntı gibi görünür. O dönemde kâğıdın çok pahalı olması nedeniyle, her santimi Leonardo’nun düzgün yazısıyla kaplıydı; tersine yazma tekniğinden dolayı yazıları ancak bir ayna aracılığıyla okuyabilirdiniz.

“Çoktandır dikkatimi çeken şey şu ki, başarılı insanlar nadiren yan gelip yatarlar ve şeylerin kendiliğinden olmasını beklerler. Onlar ortaya çıkıp istedikleri şeylere varmışlardır.”

Çağının ilerisindeki bu ressamın pornografik çizimler koleksiyonu, sanat eleştirmeni Brian Sewell’in aktardığına göre, daha sonraları Windsor Şatosu’ndaki Kraliyet Koleksiyonu’ndan çalınarak Sherlock Holmes tarzı bir pelerinin içinde kaçırılmıştı: “Çizimlerin hatırı sayılır bir hicap uyandırdığına hiç kuşku yoktur ve uçup gittiğini görmek herkesi çok rahatlatmıştır, sanırım.”

“Öğrenmek zamanı asla tüketmez.”

Sıklıkla iddia edildiğinin aksine, makası, helikopteri ya da teleskopu icat etmedi. Matematikte çok kötüydü -temel geometriyi ancak öğrenebildi ve aritmetik hesapları çoğu kez yanlıştı. Gözlemlerinin birçoğu zamanla çürütüldü. Ay yüzeyinin suyla kaplı olduğu ve bu sayede güneş ışığını yansıttığı, semenderin sindirim organlarından yoksun olduğu ve ateş yiyerek beslendiği kanısındaydı. En iddialı tablosu Son Akşam Yemeği’ni doğrudan kuru alçı üzerine yapmanın iyi bir fikir olduğunu düşünmüştü (Oysa öyle değildi; bugün gördüğümüz şeyin hemen hepsi restorasyon uzmanlarının eseridir). Ölümünden sonraki yıllarda şöhreti neredeyse yalnız otuz bitmiş tablodan oluşan küçük bir koleksiyona dayandığından, bilimin ilerlemesine az daha hiç etkisi olmayacaktı. Defterleri -içindeki devrimci görüşler- ancak 19. yüzyılda tam çözülebildi.
Leonardo Fransa’da altmış yedi yaşında öldü. Efsaneye göre, yeni hamisi Kral I. Francis başucunda oturarak, son nefesini verdiği sırada başını kucağında tutuyordu. Terk edilmiş çocuğun küçüklüğünde asla tadamadığı ebeveyn sevgisini nihayet bulması açısından, böyle bir görüntü simgesel bir çekicilik taşır. Ama yoksun kaldığı ne varsa, bu açığı fazlasıyla gidermişti. Kralın dediği gibi: “Dünyaya Leonardo kadar bilgili bir adam hiç gelmedi.

(NTV Yayınları’ndan çıkan “NASIL BİLİRDİNİZ” orj. adı: “THE QI BOOK of the DEAD” -John Lloyd, John Mitchinson- kitabından dikkatimi çeken biyografik alıntılar.)

Reklamlar
Post a comment or leave a trackback: Trackback URL.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: