Ada Lovelace

Bu bölümdeki (kitaptaki sırasıyla alıntıladığım bu ilk bölümün başlığı: Hayata Kötü Başlayanlar. ED.) yaşamları birbirine bağlayan kalıplardan biri çok azının çocuk sahibi olmasıdır. Leonardo ve Newton eşcinseldi; Heaviside bekâr öldü. Freud cinsel ilişkiden hoşlanmamakla birlikte altı çocuk yaptı; ama sadece en küçüğü Anna’ya gerçek anlamda bir yakınlık -kuşku uyandıracak kadar fazla yakınlık gösterdi. Byron’un nasıl babalık yapmış olabileceği üzerine fikir yürütmek ilginç olur. Aksiliklere rağmen, Annabella onun kızını, yani Lovalace kontesi Augusta Ada Byron King’i, genellikle bilinen adıyla Ada Lovalace’i (1815-1852) doğurdu. Ama Byron kızını sadece bir sefer kısa süre görebildi. Ondan sonra anne, kızını babasının hatırasından korumak için elinden gelen her şeyi yaptı.
Boşanmadan sonra Annabella despotça denetim delisi soğuk bir kadına dönüştü. Çocuğunu yetiştirme işini Ada’nın daha sonraları “üç gazap tanrıçası” olarak anacağı üç kadın görevliye bıraktı. Bunlar öğretmen oldukları kadar casustu: Düşünce ya da eylem özgürlüğü tanınmayan Ada “asla ve asla” şiir içermemek üzere değişmez bir mantık, matematik ve bilim rejimiyle büyütüldü. Babasının bir portresini bile ancak yirmi yaşında görebildi.
Bu baskıcı ebeveyn rejimi ilginç biçimde ters tepti. Ada bir matematikçi olarak seçkin becerileriyle annesinin umutlarını boşa çıkarmadı; ama matematik problemlerine şiirsel bir hayal gücünü uygulayarak babasının kızı olduğunu da kanıtladı.

Günün birinde bilgisayar olarak anılacak şeyin müthiş potansiyelini Babbage’dan bile daha fazla gören kişi Ada Lovalace’ti. (Bilgisayar kelimesi hesap yapan her türlü makine anlamında ilk kez ancak 1897’de, yani Babbage’ın ölümünden çeyrek yüzyıl sonra kullanıldı.) ABD Savunma Bakanlığı 1979’da onun anısına yazılım diline “Ada” adını verdi. Microsoft’un kendi ürünlerini onaylamak için kullandığı holografik etiketlerde de onun portresi yer alır.

Dickens’la kısa süreli bir kaçamak yaşadı ve ardından gönlünü John Crosse’ye kaptırdı. Profesyonel bir kumarbaz olan bu sevgilisi ona bahisçileri alt etmeye yönelik bir matematiksel sistem geliştirme ilhamını verdi. Sistemin işe yarayıp yaramadığına ilişkin bir kayıt yoktur. Ama kızı Anne bahis merakını sürdürerek, günümüzde neredeyse bütün safkan Arap atlarının geldiği söylenen Crabbet harasını kurdu.
Ada otuz altı yaşında, yani Byron’la tam tamına aynı yaşta öldü ve annesinin onları ayırma yönündeki bütün çabalarına rağmen, babasının yanına gömüldü.

Ada’nın hikâyesi babasızlık senaryosunun ilginç bir vasyasyonudur. Bilinçli olsun ya da olmasın, kısa ömründe babasının anısıyla bir tür uyumlu bağdaşım kurdu, hiç kuşkusuz annesinin bunu bastırmaya dönük isterik girişimlerinin de teşvikiyle. Birarada olmaları halinde baba-kız bağı nasıl gelişirdi, kim bilir? Byron’ın hayatı ve ilişkileri dile düşecek kadar karman çormandı, ihanetle ve ithamla doluydu. Kızının hikâyesi bazen ölü bir babanın, özellikle timsalleşmiş biriyse, yaşayan bir babadan daha yararlı olabileceğini hatırlatır bize.

(NTV Yayınları’ndan çıkan “NASIL BİLİRDİNİZ” orj. adı: “THE QI BOOK of the DEAD” -John Lloyd, John Mitchinson- kitabından dikkatimi çeken biyografik notlar.)

Reklamlar
Post a comment or leave a trackback: Trackback URL.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: