“Veba”dan…

La peste / Veba

“Veba sözcüğü ilk kez ağza alınıyordu… Dünyada savaşlar kadar vebalar da meydana gelmiştir. Vebalar da savaşlar da insanı hazırlıksız yakalar. Bir savaş patladığında insanlar ‘uzun sürmez bu, çok aptalca’ derler.  Ve kuşkusuz bir savaş çok aptalcadır, ancak bu onun uzun sürmesini engellemez. Budalalık hep direnir, insan hep kendisini düşünmese bunun farkına varabilirdi. Bu açıdan burada oturanlar da herkes gibiydi, kendilerini düşünüyorlardı; bir başka değişle hümanisttiler; felaketlere inanmıyorlardı. Felaket insana yakışmaz, onun için felaket gerçekdışıdır, geçip gidecek kötü bir rüyadır, denir. Ancak her zaman da geçip gitmez, kötü rüyalar arasında insanlar geçip gider ve önlemlerini almadığından başta hümanistler gider.”

“Dünyadaki kötülük nerdeyse her zaman cehaletten kaynaklanır ve eğer aydınlatılmamışsa iyi niyet de kötülük kadar zarar verebilir. İnsanlar kötü olmak yerine daha çok iyidir ve gerçekte sorun bu değildir. Ancak insanlar bir şeyin farkında değillerdir, şu erdem ya da kusur denilen şeyin; en umut kırıcı kusur, her şeyi bildiğini sanan ve böylece kendine öldürme hakkı tanıyan cehalettir. Katilin ruhu kördür ve insan her türlü sağduyudan yoksunsa güzel aşk ve gerçek iyilik diye bir şey olamaz.”

“…ve kendini bırakarak dizleri üzerine çöktü; herkes onun biraz boğuk, ama durmak bilmeyen o çoğul yakarışın gerisinde belirgin bir biçimde yükselen bir sesle ‘Tanrım, kurtar şu çocuğu!’ demesini doğal karşıladı.”

“Kırmızı cüppesinin içinde değişime uğramış, ne o sevecen kişi, ne de o saf adamdı; ağzından yılan gibi durmadan çıkıp duran koca koca tümceleri yine ağzıyla eziyordu. Ve toplum adına bu adamın ölümünü, hatta kafasının kesilmesini talep etti. Yalnızca şöyle diyordu: ‘Bu baş düşmeli’, gerçek bu. Ama sonuçta ne fark vardı ki? Ve sonuç değişmedi, çünkü o başı elde etti.

O günden sonra iğrenerek adaletle, ölüm cezalarıyla, infazlarla ilgilendim ve babamın cinayete birçok kez katılmış olması gerektiğini aynı baş dönmesiyle anladım, özellikle çok erken kalktığı günlerde. Evet, çalar saatini kurardı böyle durumlarda.

Bir gün babam çalar saatini istedi, çünkü sabah erken kalkması gerekti. O gece uyumadım. Ertesi gün o eve döndüğünde, ben ayrılmıştım. Hemen söyleyeyim, babam beni her yerde arattı, onu görmeye gittim ve hiçbir açıklama yapmadan, eğer beni geri dönmeye zorlarsa kendimi öldüreceğimi ona sakin sakin söyledim.”

“…Bu yüzden veba salgını bana yeni hiçbir şey öğretmiyor, sizinle birlikte savaşmak gerektiğinden başka… En kesin bir bilim olarak biliyorum ki, (evet, Rieux, görüyorsunuz ya, hayatta bilmediğim şey yok!) her birimiz vebayı kendi içimizde taşırız, çünkü kimse, dünyada hiç kimse kendini ondan koruyamamıştır. İnsanın dalgın bir anında kendini unutup başka birinin suratına doğru nefes vermemeye dikkat etmesi lazımdır. Tabii olan birşeydir mikrop. Geriye kalan, sağlık, kusursuzluk, bir irade işidir. Hiç duraklamaması gereken bir irade sorunu. Namuslu insan, başkalarına hastalık bulaştırmayan insan, mümkün olduğu kadar az dalgın olan insandır. Dalgın olmamak için de irade ve sağlam bir azim gerek. Evet Rieux, vebalı olmak çok yorucu bir şeydir. Bu yüzden, herkes yorgun ve bitkin, çünkü bugün herkes az çok vebalı durumda.”

“…tek başına mutlu olmakta utanılacak bir yan vardır.”

“Dünyada hiçbir şey insanın sevdiğinden vazgeçmesine değmez. Oysa nedenini bilmeden ben de bundan vazgeçtim.”

“İçinde yaşadığım toplumun ölüme mahkumiyet üzerine kurulu olduğunu biliyordum ve onunla mücadele ederek cinayetle de mücadele edeceğime inandım.”

“Annem de böyleydi, kendini öne çıkarmayışını severdim ve hep onunla olmak isterdim. Sekiz yıl oluyor, öldü diyemiyorum. Her zamankinden biraz daha silikleşti ve geri dönüp baktığımda artık yoktu.”

“Gündüz ya da gece olsun, öyle bir saat vardır ki, insan korkaklaşır.”

“Her türlü kesinliğe karşı, insanların öldürülmesinin sineklerin öldürülmesi kadar gündelik sayıldığı şu anlamsız dünyayı…”

“İnsanla, onun yoksul ve inanılmaz aşkıyla yetinenlerin de en azından arada bir neşeyle ödüllendirilmesi yerindedir.”

“Suçlu bir insanı düşünmek, ölü bir insanı düşünmekten daha zordu belki de.”

ALBERT CAMUS
“Veba / La peste”

Post a comment or leave a trackback: Trackback URL.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: